BLOGLARIM1 yorum var - 04 Eylül 2007 07:23Tanrı Var mı? - İnanmak İçin Sebepler Ancak ilk olarak şunu göz önüne almanız gerekir; eğer bir kişi Tanrı'nın varlığını bir olasılık olarak kabul etmiyorsa, bütün delilleri reddetmesi engellenemez. Eğer bir kişi insanların ayda yürüdüğüne inanmayı reddediyorsa, kendisine sunulacak bütün deliller onun düşüncesini değiştirmeye yeterli olmayabilir. Astronotların ay üzerindeki yürüyüşlerinin videoları, fotoğrafları, aydan gelen taş parçaları, tüm bunlar değersizdir çünkü bu kişi kesin bir şekilde insanların aya gidemeyeceğine karar vermiştir. Konu Tanrı'nın varlığına geldiği zaman, Kutsal Kitap'ı yeterli kanıt gören insanlar da vardır (Romalılar 1:19-21). Diğer taraftan, Tanrı'yı bilmeyi isteyen kişiler için şöyle söylenmiştir: Yeremya 29:13-14 " Beni arayacaksınız, bütün yüreğinizle arayınca beni bulacaksınız. Kendimi size buldurtacağım" diyor RAB." Tanrı'nın varlığını destekleyen sebeplere bakmadan önce kendinize şu soruyu yöneltmenizi tavsiye ederim: Eğer Tanrı var ise, ben onu bilmeyi istiyor muyum? Tanrı'nın Varlığını Destekleyen Sebepler... 1. Dünya tarihi boyunca, bütün kültürlerdeki insanlar, bir Tanrı'nın varlığını kabul etmişlerdir. Antropolojik araştırmalar, günümüzde en uzaklardaki, en izole olmuş ve en ilkel kabilelerde bile evrensel bir Tanrı inancı olduğunu gösterir. Dünya üzerinde yazılmış en eski, en antik tarihi eserlerde veya efsanelerde, orijinal bir Yaratıcı, Tanrı konsepti görülmektedir. Günümüzde veya antik çağlarda çok tanrılı inançlara sarılmış, birbirinden bağımsız ve alakasız toplumların bile kökenlerinde en yüksek ve en yüce olan bir Tanrı bilinci olduğu görülür. 2. Gezegenimizin karmaşıklığı, sadece evrenimizi yaratan temkinli bir tasarımcıya işaret etmekle kalmaz bugün hala ona bağlı olduğunu gösterir. Dünya . . . boyutu mükemmeldir. Dünyanın boyutu ve yer çekimi, oksijen ve nitrojen gazlarından oluşan ince bir tabakayı, yerden 50 mil yukarıya kadar tutmaktadır. Eğer dünya daha küçük olsaydı örneğin Merkür gibi, bir atmosferi olması imkansız olacaktı. Eğer dünya daha büyük olsaydı örneğin Jüpiter gibi, atmosferi özgür hidrojen içerecekti. Dünya, hayvan, bitki ve insanları yaşatabilen, doğru bir karışımdan oluşan atmosfere sahip tek gezegendir. Dünya, güneşten en doğru bir mesafede durmaktadır. Eğer dünya, güneşten daha fazla uzakta olsaydı, biz tamamen donardık. Daha yakın olsaydık hepimiz kavrulurduk. Dünyanın konumunundaki küçük bir değişiklik bile yaşamı imkansız hale getirirdi. Dünya, güneş etrafında 67,000 mil/saat hızıyla dönerken bile bu mükemmel mesafeyi korur. Bunu gerçekleştirirken aynı anda kendi ekseninde de dönmektedir. Böylece yüzeyinin ısınmasını ve soğumasını sağlar. Ayın boyutu ve dünyaya olan uzaklığı, dünya ile olan yerçekimi açısından mükemmeldir. Ayın önemli okyanus gel-gitleri ve hareketleri ile sular ne durgunlaşır ne de kıtaların üzerine tırmanır. Su . . . renksiz, tadsız ve kokusuz ancak hiçbir canlı onsuz hayatta kalamaz. İnsanların (üçte ikisi), bitkilerin ve hayvanların bedenlerinin çoğunluğu sudan oluşmaktadır. Suyun karakteristik özelliklerinin benzersiz bir şekilde yaşama uygun olmasına bakalım: Suyun olağandışı bir donma noktası ve yüksek kaynama noktası vardır. Su, dalgalanan çevre ısılarına uyum sağlamamızı ve beden ısımızın sabit kalmasını sağlayan unsurdur. Su evrensel bir çözücüdür. Dolu bir bardak suyu alalım, bir fincan şekeri ekleyelim, bardaktan hiçbir su taşmayacaktır, su basitçe şekeri içine çeker. Bunun anlamı şudur: Binlerce kimyasal, mineral ve besinlerin, en küçük damarlarımız boyunca ilerleyerek bedenimizin her yanına ulaşmasıdır. Su aynı zamanda kimyasal olarak etkisizdir. Taşıdığı maddelerin niteliğini bozmadan yiyeceklerin, ilaçların ve minerallerin absorbe edilmesini ve beden tarafından kullanılmasına imkan verir. Suyun benzersiz bir yüzey gerilimi vardır. Bitkilerin içerisindeki su, yer çekimine aykırı bir şekilde yukarı doğru çıkabilmekte, en yüksek ağaçların en uç dallarına bile besin taşıyabilmektedir. Su, yukarıdan aşağıya doğru donmaya başlar böylece içindeki balıklar yaşamaya devam eder. Dünya suyunun %97'si okyanuslardadır. Ancak dünyamızın içerdiği bir sistem, bu suyun tuzdan arınmasını, buharlaşıp tüm dünyayı sulamasını sağlar. Buharlaşma, okyanusun sularını tuzdan ayırır ve kara üzerinde suyu dağıtması için rüzgar tarafından itilen, bitkileri, insanları ve hayvanları, kısacası yaşamı besleyen bulutları oluşturur. Bu sistem hem arındırmayı, hem tekrar kullanmayı hem de besi sağlamayı içermektedir. İnsan beyni . . . eşzamanlı bir şekilde sayısız bilgiyi işler. Beyniniz, etrafınızda gördüğü şekilleri, renkleri, kokuları, ısıları, ayağınızın altındaki basıncı, ağzınızın nemini, elinizdeki ve üzerinizi kaplayan elbiselerin dokusunu aynı anda işler. Beyniniz duygusal yanıtları, anıları ve düşünceleri kaydeder. Aynı zamanda bedeninizin düzenli işlerini sürdürür, nefes almanız, göz kapaklarınızı açıp kapamanız, yürümeniz, iç organlarınızın çalışması bunların bir kaçıdır. İnsan beyni bir saniyede bir milyondan daha çok mesajı işleme tabi tutar. Beyniniz bütün bu veriyi tartar, önemine göre süzgeçten geçirir, göreli olarak önemsiz gözükenleri geri plana atar. Dünya üzerinde yaşamanızı ve işlev görmenizi sağlayan işlemci, beyninizdir. Her saniye milyonlarca veriyi işleyen, bedeninizin bilinçli ve bilinçsiz işlevlerini sürdüren ve sayısız etkinliği, yaratıcılığı olan insan beyninin şans eseri oluşmuş bir et parçası olduğunu kim iddia edebilir? NASA uzaya bir mekik gönderdiği zaman içine yerleştirdiği maymunun bu gemiyi inşa etmesi ve kullanmasını beklememiştir, sadece zeka ve yaratıcılık sahibi bir tür bunu yapabilir. Birisi insan beyninin varlığını nasıl açıklar? Sadece insan beyninden daha bilgili ve zeki bir akıl bunu yaratabilir. 3. "Şans" yeterli bir açıklama değildir. Bu makale, dünyamızın birkaç şaşırtıcı yönüne dokunmaktadır: dünyanın güneşe konumu, suyun bazı özellikleri, insan bedeninin bir organı. Bunlardan herhangi birisi kazara olmuş olabilir mi? Seçkin astronom Frederick Hoyle, amino asitlerin insan hücrelerinde tesadüfi bir şekilde bir araya geldiği iddiasının matematiksel olarak gülünçlüğünü ortaya koymuştur. Bay Hoyle, "şans" ihtimalinin saçmalığını takip eden analojide resimlemiştir: "Bir kasırganın, bir hurdalık üzerinden geçerken parçaları şans eseri birleştirip, şans eseri çalışan ve uçmaya hazır pırıl pırıl bir Boeing 747 oluşturmasının şansı nedir? Olasılık o kadar küçüktür ki, sınırsız zaman ve sınırsız hurdalık verilmiş olsa bile bu olasılıkta yükselme görülemez!" Evrenin ve bizim yaşamımızın karmaşıklığı göz önüne alınıldığında, ihtiyacımız olan herşeyi yaratmış olan makul, sevgi dolu ve zeki bir Yaratıcıyı kabul etme durumunda kalırız. Kutsal Kitap, yaşamı yaratan ve sürdüren bu Yaratıcı'yı Tanrı olarak tanımlar. 4. İnsanlığın doğal olarak sahip olduğu yanlış ve doğru hisleri biyolojik olarak açıklanamaz (vicdan). Cesaret, asil bir neden için ölmek, sevgi, merhamet, saygınlık, vazifeye sadakat, tüm bunlar nereden geldi? Eğer insanlar sadece fiziksel gelişimin ürünleriyse, "en güçlü olanın hayatta kalması" ise, niçin birbirimiz için canımızı feda ediyoruz? Yanlış ve doğru hakkındaki iç hisse nereden sahip olduk? Bizim vicdanımızın varlığına getirebileceğimiz en iyi açıklama, insanlığın kararlarına ve uyumuna önem veren, seven bir Yaratıcı'dır. 5. Tanrı kendisini sadece doğada ve insan yaşamında göstermedi; Kendisini daha özel bir biçimde Kutsal Kitap'da açıkladı. Arkeolojik keşifler, Kutsal Kitap'ın yanlışlığını değil doğruluğunu kanıtlamaya devam eder. Örneğin, Ağustos 1993'de Kuzey İsrail'de yapılan arkeolojik bir keşif Mezmurlar'ın yazarı Kral Davud'un varlığını ispatlamıştır. Ölü deniz tomarları ve diğer arkeolojik keşifler, Kutsal Kitap'ın tarihsel kesinliğini kanıtlamaya devam eder. Kutsal Kitap (Eski ve Yeni Antlaşma) 1600 sene süren bir zaman yelpazesi içerisinde, 40 farklı yazar tarafından, tam üç kıta (Asya, Afrika ve Avrupa) üzerinde kaleme alındı. Buna rağmen verdiği mesajda şoke edici bir tutarlılık vardır. Tüm Kutsal Kitap boyunca tek bir mesaj görülür: Tanrı bizim içinde yaşadığımız dünyayı yarattı ve özellikle O'nunla bir ilişkiye sahip olmamız için bizi yarattı. "Ey Tanrım, ey Kral, seni yücelteceğim, Adını sonsuza dek öveceğim. Seni her gün övecek, Adını sonsuza dek yücelteceğim. RAB büyüktür, yalnız O övgüye yaraşıktır, Akıl ermez büyüklüğüne. Yaptıkların kuşaktan kuşağa şükranla anılacak, Güçlü işlerin duyurulacak. Düşüneceğim harika işlerini, İnsanlar büyüklüğünü, yüce görkemini konuşacak. Yaptığın müthiş işlerin gücünden söz edecekler, Ben de senin büyüklüğünü duyuracağım. Eşsiz iyiliğinin anılarını kutlayacak, Sevinç ezgileriyle övecekler doğruluğunu. RAB lütufkar ve sevecendir, Tez öfkelenmez, sevgisi engindir. RAB herkese iyi davranır, Sevecenliği bütün yapıtlarını kapsar. Bütün yapıtların sana şükreder, ya RAB, Sadık kulların sana övgüler sunar. Krallığının yüceliğini anlatır, Kudretini konuşur; Herkes senin gücünü, Krallığının yüce görkemini bilsin diye. Senin krallığın sonsuz bir krallıktır, Egemenliğin kuşaklar boyunca sürer. RAB verdiği bütün sözleri tutar, Her davranışı sevgi doludur. RAB her düşene destek olur, İki büklüm olanları doğrultur. Herkesin umudu sende, Onlara yiyeceklerini zamanında veren sensin. Elini açar, Bütün canlıları doyurursun dilediklerince. RAB bütün davranışlarında adil, Yaptığı bütün işlerde sevecendir. RAB kendisini çağıran, İçtenlikle çağıran herkese yakındır. Dileğini yerine getirir kendisinden korkanların, Feryatlarını işitir, onları kurtarır. RAB korur kendisini seven herkesi, Yok eder kötülerin hepsini. RAB'be övgüler sunsun ağzım! Bütün canlılar O'nun kutsal adına, Sonsuza dek övgüler dizsin." Yuhanna 8:12 "İsa yine halka seslenip şöyle dedi: «Ben dünyanın ışığıyım. Benim ardımdan gelen, asla karanlıkta yürümez, yaşam ışığına sahip olur.»" İsa Mesih, sadece Tanrı'ya ait nitelikleri üstlenmiştir: insanların günahını affedebilmek, günah alışkanlığından kurtarmak, onlara cennette sonsuz yaşam ve bol yaşam vermek. İsmi geçen öğretmenler insanların sözlerine odaklanmasını isterken İsa Mesih farklı olarak insanların kendisine odaklanmasını istedi. İsa Mesih, "Benim sözlerimi izle, gerçeği bulacaksın," demedi ancak (Yuhanna 14:6) "İsa ona, «Yol, gerçek ve yaşam ben'im» dedi. «Benim aracılığım olmadan Baba'ya kimse gelemez" dedi. İsa Mesih, Tanrı olma iddiasını nasıl desteklemiştir? Yuhanna 14:11 "Bana iman edin; ben Baba'dayım, Baba da bendedir. Hiç değilse bu işlerden dolayı iman edin." İsa Mesih, Tanrı'nın kişiliği hakkında neleri açıklamıştır? Tanrı'nın insanlığa karşı duyguları, düşünceleri ve beklentileri nelerdir? İsa Mesih, tam olarak dokuz başlı bir kırbaç ile işkence görmüştür. Kafasına dikenli bir taç giydirilmiştir. Ardından da, O'nu bileklerinden ve ayaklarından çakarak çarmıha germişlerdir. İsa Mesih'in mucizelerini düşünürsek, O'nu çarmıhta tutanın o çiviler değil, bize karşı beslediği sevgi olduğunu anlarız. İsa Mesih, bizim yerimize, biz affedilebilelim diye canını vermiştir. İnsanlığın sarıldığı bütün dinlere baktığımızda, sadece İsa Mesih olarak beden alan Tanrı'nın bizlere bu kadar yakın olduğunu ve uzandığını görürüz; en yakın ilişki sadece İsa Mesih tarafından sağlanmıştır. İsa Mesih'in Tanrısal sevgisi, bizim ihtiyaçlarımızı bilir ve bizleri kendine çeker. İsa Mesih'in ölümünden dolayı bizler affedilebildik, Tanrı tarafından tamamen kabul edildik ve O'nun gerçek sevgisini tatdık. Tanrı, şöyle der: (Yeremya 31:3) "Ona uzaktan görünüp şöyle dedim: Seni sonsuz bir sevgiyle sevdim, Bu nedenle sevecenlikle seni kendime çektim." İşte bu eylem içerisindeki Tanrı'dır. İsa Mesih 'in Tanrı olduğunu ortaya koyan en kesin kanıt, İsa Mesih'in en fazla tetkik edilmiş mucizesidir-Kendi Ölümünden Dirilmesi. Eğer gerçekten Tanrı'nın var olup olmadığını öğrenmek istiyorsan, İsa Mesih'in hayatına bakmalısın: Yuhanna 3:16 "Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlunu verdi. Öyle ki, O'na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, ama hepsi sonsuz yaşama kavuşsun." Tanrı ile bir ilişkiye gerçekten başlamak ve Tanrı tarafından kabul edildiğini bilmek ister misin? Tanrı, O'nunla olan ilişkimizin asla bitmeyeceğini vaat etmiştir: Yuhanna 10:27-29 "Koyunlarım sesimi işitir. Ben onları tanırım, onlar da beni izler. Onlara sonsuz yaşam veririm; asla mahvolmayacaklar. Onları hiç kimse elimden kapamaz. Onları bana veren Babam her şeyden üstündür. Onları Baba'nın elinden kapmaya kimsenin gücü yetmez." Bütün bu gerçeklere bakıldığı zaman, seven bir Tanrı'nın var olduğu ve samimi bir şekilde bilinebilir olduğu sonucu ortaya çıkar. |